Bu durumlarda nadiren doğum kesisi

Vajinal histerektomi (VAH) vajinanın üst tarafından açılan küçük bir kesikten rahim (uterus) ve
rahim ağzının (serviks) alınmasıdır. Çok yaygın olmasa da bazen aynı anda yumurtalıkların alınması da olanaklı olmaktadır.

Adet dönemlerinin çok ağır geçmesi ya da rahmin sarkması, vajinal histerektomi yapılmasının en yaygın nedenleridir. Her kadın vajinal histerektomiye uygun değildir ve vajina genişlemişse ya da vajinal doğum yapılmamışsa çok zor olabilmektedir. Vajinal histerektomi sırasında yumurtalıkların da alınması genelde olanaklı olmamaktadır. Vajinal histerektomi sırasında gerekli ise vajina ön duvarı veya arka duvarı onarımı (Kolporafi anterior ve posterior) da yapılır. Genellikle ameliyat süresi 30 dakika ile 2 saat arasında değişir.

Hasta ameliyattan genellikle 2 gün sonra bir problem yoksa taburcu edilir ve yaklaşık bir buçuk ay sonra kontrole çağrılır. Bu kontrolden sonra bir problem saptanmamışsa cinsel ilişkiye başlanmasına izin verilebilir.

Vajinal histerektomi ameliyatında gelişebilecek komplikasyonlar
Her ameliyatta olduğu gibi vajinal histerektominin de yararları olduğu gibi riskleri de bulunmaktadır. Histerektomi yaptırmadan önce bu riskleri bilmeniz gerekmektedir. Nadir görülen, ancak olası ciddi riskler:
– Mesanenin, bağırsağın ya da üreterin (böbrek ve mesane arasındaki tüp) yaralanması
– Kan naklini gerektirecek kanama
– Kanamanın kontrol altına alınması ya da yaranın onarılması için yeniden ameliyathaneye
dönülmesi. Bu durumda karnınız ameliyat için açılabilir.
– Pelviste ya da kan dolaşımında ciddi iltihap oluşması
– Bacakta ya da akciğerde tromboz (kan pıhtılaşması)

Daha sık görülen, ancak daha önemsiz riskler
– Göğüste, mesanede, yarada ya da pelviste küçük iltihaplanmalar
– Pelviste kan toplanması (hematom)
– Batında sürekli ağrı (bu pelvisteki yapışmalarla ilgili olabilmektedir)
– Ameliyattan sonra idrarınızı uygun bir şekilde boşaltmakta zorluk yaşayabilirsiniz (özellikle
de ön vajina duvarı onarımı gerçekleştirilmişse) Bunun olması durumunda bir sondanın
yeniden mesaneye konulması gerekebilir. Çok nadir durumlarda düzenli olarak sonda
kullanmanız gerekebilir.
– Bazı kadınlar, ameliyattan öncesiyle karşılaştırıldığında daha fazla tuvalete çıkmaktadır.

Nadiren sağ-sol büyüklüğü farklı olabilir

DOĞUM KESİSİNE (EPİZYOTOMİ) BAĞLI AÇIKLIK, KALAN PARÇA VEYA İZLERİN DÜZELTİLMESİ
Doğum kesisi normal doğumların çoğunda özellikle ilk doğumlarda sıklıkla uygulanır. Doğum kesisi yani epziyotomi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Özellikle ilk doğumlarda ve iri bebek doğuranlarda doğum kesisi büyük olabilir ve fazla sayıda dikişler gerekebilir. Bu durumlarda nadiren doğum kesisi iyileşmesinden sonra vajina dış bölgesinden annenin eline gelen ufak parçalar olabilmektedir ve yine kesinin büyük olmasına bağlı dikiş izleri ve vajina girişinin tam birleşmemesine bağlı açıklık hissi olabilir. Bu durumlarda doğum dikişinin olduğu bölge yeniden estetik düzeltme yapılacak şekilde düzeltilir ve ince estetik dikişlerle dikilerek izsiz şekilde yeniden iyileşmesi sağlanır. Bu bölgeden sarkan ve hastanın eline gelen ufak parçalar alınır ve vajina dış bölgesi doğum öncesi eski görüntüsüne kavuşturulur. Vajen girişinde açıklık hissi için de vajina daraltma (vajinoplasti) ameliyatı aynı anda yapılır sıklıkla. Vajina girişinde bir açıklık olmasa normal doğuma bağlı genişleme kadında açıklık varmış gibi his yaratabilir be bu durumun düzeltilmesi için vajina daraltma ameliyatı yapılır.

normal doğum olacaksa

Genellikle servikal serklaj dikişi 12-14. gebelik haftalarında yapılır. Bazen daha ileri gebelik haftalarında da rahim ağzının erkenden açıldığı farkedilirse serklaj yapılması gerekebilir buna acil serklaj denir.

Servikal serklaj yaklaşık %90 oranında başarılı olur ve düşük veya erken doğum olmasını önler.

Ameliyat genel, spinal veya epidural anestezi ile yapılabilir. Rahim ağzının etrafına çepeçevre kalın bir bant ile dikiş atılır ve rahim ağzı tamamen kapalı kalacak şekilde açılması engellenir. İşlemden sonra kramp benzeri hafif ağrılar ve lekelenme, akıntı olabilir. Bu şikayetler birkaç gün içerisinde geçecektir. İşlemden sonra hasta hastanede genellikle en fazla bir gün kalır, hasta evinde de yatak istirahatine devam etmeli. En azından 1 hafta cinsel ilişkiden kaçınmalıdır.

Eğer doğum başlamışsa ve aktif evreye ilerlemişse, vajinal kanama varsa, su gelmesi başlamışsa, koryoamniyonit (rahim içerisinde enfeksiyon) varsa, fetusta yaşamla bağdaşmayan anomali saptanmışsa serklaj işlemi yapılmaması gerekir.

Serklaj dikişi ne zaman alınır?
Eğer normal doğum olacaksa dikiş genellikle 37. haftada alınır veya sancılar ve su gelmesi başladıktan hemen sonra da dikiş alınabilir.
Sezaryen ile doğum planlanmışsa dikişler ameliyatttan hemen önce veya ameliyattan sonra alınabilir.

Serklaj işleminin riskleri nelerdir?
– Su kesesinin yırtılması ve su gelmesi
– Sancıların başlaması
– Rahim ağzında enfeksiyon
– Genel anesteziye bağlı bulantı ve kusma ve diğer riskler
– Dikişler alınmadan önce doğum başlar ve ilerlerse rahim ağzında yaralanma olabilir.

Aşağıdaki durumlarda tekrar doktorunuza başvurmalısınız?
Serklaj işleminden sonra evinizde yatak istirahati yapmalısınız ve aşağıdaki durumlarla karşılaşırsanız hemen tekrar doktorunuza başvurmalısınız.
– Ağrı ve kramplar başlarsa
– Doğım sancısı gibi gelip geçen ağrılar olursa
– Su gelmesi başlarsa
– Vajinal kanama
– Ateş
– Bulantı – kusma
– Kötü kokulu vajinal akıntı

Bu nedenle servikal stenoza bağlı perforasyon

ervikal serklaj servikal yetmezlik (rahim ağzında yetmezlik) olan hastalarda rahim ağzına dikiş atılmasıdır. Rahim ağzına çepeçevre bir dikiş konulur ve rahim ağzının erkenden açılarak erken doğuma neden olması önlenir.
McDonald, Shirodkar, modifiye Shirodkar, transabdominal serklaj gibi serklaj metodları vardır. En sık uygulanan McDonald operasyonudur.

Genellikle servikal serklaj dikişi 12-14. gebelik haftalarında yapılır. Bazen daha ileri gebelik haftalarında da rahim ağzının erkenden açıldığı farkedilirse serklaj yapılması gerekebilir buna acil serklaj denir.

Servikal serklaj yaklaşık %90 oranında başarılı olur ve düşük veya erken doğum olmasını önler.

Ameliyat genel, spinal veya epidural anestezi ile yapılabilir. Rahim ağzının etrafına çepeçevre kalın bir bant ile dikiş atılır ve rahim ağzı tamamen kapalı kalacak şekilde açılması engellenir. İşlemden sonra kramp benzeri hafif ağrılar ve lekelenme, akıntı olabilir. Bu şikayetler birkaç gün içerisinde geçecektir. İşlemden sonra hasta hastanede genellikle en fazla bir gün kalır, hasta evinde de yatak istirahatine devam etmeli. En azından 1 hafta cinsel ilişkiden kaçınmalıdır.

Eğer doğum başlamışsa ve aktif evreye ilerlemişse, vajinal kanama varsa, su gelmesi başlamışsa, koryoamniyonit (rahim içerisinde enfeksiyon) varsa, fetusta yaşamla bağdaşmayan anomali saptanmışsa serklaj işlemi yapılmaması gerekir.

Serklaj dikişi ne zaman alınır?
Eğer normal doğum olacaksa dikiş genellikle 37. haftada alınır veya sancılar ve su gelmesi başladıktan hemen sonra da dikiş alınabilir.
Sezaryen ile doğum planlanmışsa dikişler ameliyatttan hemen önce veya ameliyattan sonra alınabilir.

Serklaj işleminin riskleri nelerdir?
– Su kesesinin yırtılması ve su gelmesi
– Sancıların başlaması
– Rahim ağzında enfeksiyon
– Genel anesteziye bağlı bulantı ve kusma ve diğer riskler
– Dikişler alınmadan önce doğum başlar ve ilerlerse rahim ağzında yaralanma olabilir.

Burch ameliyatı için karına sezaryen kesisine benzer bir

Uterin perforasyon (rahmin delinmesi) bazı jinekolojik işlemler ve ameliyatlar sırasında gelişebilen bir komplikasyondur. Ayrıca çok nadiren piyometraya bağlı spontan uterin rüpür vakaları bildirilmiştir (kaynak 1, 2). Uterin rüptür (rahim yırtılması) konusu bu sayfada açıklanan konunun dışında farklı bir konudur ve ayrı bir başlık altında açıklanmıştır, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Uterin perforasyon yani rahim duvarının delinmesi en sık küretaj, histeroskopi, spiral takılması, endometrial ablasyon, endometrial biyopsi gibi işlemler sırasında meydana gelir. Uterin perforasyon; kanama, mesane yaralanması, barsak yaralanması, büyük damar yaralanması gibi komplikasyonlara neden olabilir. Özellikle servikal dilatasyon ve keskin aletlerle intrauterin manipulasyon esnasında perforasyon meydana gelmektedir. İşlem sırasında aletin fazla ilerlemesi, kanama olması veya nadiren olağan dışı doku parçalarının gözlenmesiyle perforasyondan şüphelenilir.

Özellikle servikal darlığı olan (normal doğum yapmamış), aşırı antevert veya aşırı retrovert olan, postmenopzoal atrofik olan uteruslarda perforasyon riski daha sık olmaktadır. Bu nedenle servikal stenoza bağlı perforasyon riskini azaltmak için servikal dilastayon gerekecek veya histeroskopi yapılacak prosedürlerden bir gece önce vajinal misoprostol uygulanması önerilmektedir.

Uterin perforasyon gelişen hastanın ileri gebeliklerinde uterin rüptür gelişme riski çok düşüktür, bu nedenle bu hastalara rutin sezaryen önerilmez. Ancak rüptür açısından diğer risk faktörleri de varsa (daha önce myomektomi veya sezaryen geçirmiş olmak gibi) elektif sezaryen önerilmektedir. Uterin perforasyon sonrası gelişen gebelik sırasında rüptür oluşan vakalar çok nadiren literatürde bildirilmiştir (kaynak 1, 2). Diğer bir vaka bildiriminde daha önce geçirilen küretaj işlemine bağlı uterin perforasyon alanı sonraki gebelik esnasında fark edilmiştir

Her iki ameliyat

Bu ameliyatlar idrar kaçırma (stres üriner inkontinans, SUI) şikayeti olan hastaların tedavisinde kullanılan çeşitli metodlardır. Yıllar içerisinde bu konuda yeni ameliyat metodları bulunmuştur.

Tarihsel sıralamayla bu ameliyatlar:
– Kelly (1913)
– Marshall-Marchetti-Krantz, MMK (1949)
– Burch, Retropubik üretropeksi (1961)
– TVT Tension –Free Vaginal Tape ve intravajinal slingplasti (IVS) (1996)
– Transobturator tape, TOT (2001)
– Miduretral polipropilen sling, MPS (2003)

Burch ameliyatı için karına sezaryen kesisine benzer bir kesi yapılması gerekir. TVT, IVS ve TOT operasyonları için ise karın açılması gerekmez ameliyat sadece vajina içerisinden yapılır.

Bu ameliyatların yapılış yöntemleri farklı olmakla beraber hepsinde de genel amaç idrar torbası ve üretraya (idrar torbasından idrarı dışarıya taşıyan boru şeklinde organ) alt taraftan destek sağlamak ve yukarıya doğru asmaktır. Vajen bölgesine askı materyali yerleştirilir veya idrar torbasını yukarı asmak amacıyla dikişler atılır. Her ameliyat gibi bu ameliyatların da başarı şansı yüzde yüz değildir fakat özellikle son yıllarda geliştirilen yeni ameliyatlar çok yüksek başarı oranlarına sahiptir.

Emziren kadınlar

Laparoskopi yardımlı vajinal histerektomi (LYVH) (Laparoscopically Assisted Vaginal Hysterectomy, LAVH) ameliyatında öncelikle laparoskopi yöntemi ile karından açılan bir kaç delikten yapılan işlemler sonrası vajina kısmından ameliyata devam edilir ve rahim (bazen yumurtalık ve tüplerle birlikte) vajinadan çıkarılır. Karında sadece 1 santimetre kadar küçük delikler açılır, karın açık ameliyatlardaki gibi kesilmez. Laparoskopik histerektomi’de ise rahim alma ameliyatının tamamı karından tamamlanır, vajinal yoldan hiç bir işlem yapılmaz. Her iki ameliyat da laparoskopik ameliyatlar gibi genel anestezi ile gerçekleştirilir, spinal veya epidural anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) ile yapılması mümkün değildir.

Vajinal histerektomide karın kısmından hiçbir işlem yapılmadan ameliyat tamamen vajina kısmından yapılır ve rahim (nadiren yumurtalıkla beraber) vajinadan çıkarılarak alınır. Bu ameliyat yöntemi genellikle sarkma mevcut olan hastalarda tercih edilir. Vajinal histerektomi genel veya spinal anestezi ile

Laparoskopi yardımcı vajinal histerektomide açık ameliyatla yapılan histerektomiye göre iyileşme süreci daha kısa sürer. Ameliyat sonrası ağrı ve yarı yeri enfeksiyonu gibi problemler daha az görülür. LAVH’de amelşyat sonrası dönem laparoskopik histerektomiye benzerlik göstermektedir, günlük yaşama ve işe başlama daha erken gerçekleşir.

eğitim, akademik kariyer gibi nedenlerle evlilik ve bebek

Kök hücreler vücutta birçok doku ve organı oluşturabilecek kapasitede farklılaşabilen hücrelerdir. Adından da anlaşılacağı gibi bunlar bütün dokuların kökü yani kaynağı olan hücrelerdir. Bu hücrelerin aynı şekilde sperm hücrelerini de oluşturabileceği araştırmalarla gösterilmiştir. Kısırlık sorunu olan çiftlerden bir kısmında sorun erkekte sperm bulunmamasıdır (azoospermi). Bu durumda olan erkeklerin bir kısmından TESE (testiküler sperm ekstraksiyonu) yöntemi ile testis dokusundan sperm elde edilebilmektedir ancak bir kısmında bu mümkün olmamaktadır. TESE ile sperm elde edilemeyen erkeklerde tek çare ileride belki de uygulanacak olan kök hücre yöntemidir. Bu yöntem ile erkeğin kök hücresinden sperm elde edilmesi ve bu sperm ile yumurtanın döllenmesi mümkün olabilecektir. Bu yöntem ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Erişkinlerde kök hücrelerin elde edilebileceği en önemli kaynak kemik iliğidir. Ayrıca doğum sırasında bebeğin göbek kordonundan kök hücre elde edilmesi mümkündür ve buradan elde edilen kök hücreler ileride gelişebilecek bazı hastalıklara karşı kullanılabilecektir

35 yaşından önce uygulanan tüp bebeklerde

Kadın yaşı kadının over (yumutalık) rezervini yani doğurganlık kapasitesini belirleyen en önemli faktördür. Erkeklerde bunun tersine ileri yaş kısırlık ile çok ilgili değildir, 65-70 yaşlarında bile erkekler çocuk sahibi olabilmektedir. Kadında ise yaşın ilerlemesi ile çocuk sahibi olma şansı arasında belirgin bir ilşki vardır. Özellikle günümüzde kadınların sıklıkla çalışma, iş koşulları ve eğitim, akademik kariyer gibi nedenlerle evlilik ve bebek sahibi olma planlarını daha ileri yaşlara kaydırmaları bu konunun önemini arttırmıştır. Yaş ve hamilelik arasındaki ilşkiyi iyi bilen kadınlar bu planları için daha uygun zamanlama yapmaktadırlar. Kadınlarda 35 yaşından sonra over (yumurtalık) rezervi azalmaya başlar (30-35 yaş arasında çok hafif azalma izlenir), bu nedenle hamile kalma şansları azalmaya başlar. 40 yaşından sonra bu azalma daha da artarak hızlanır ve 50’li yaşlarda yani menopozda tamamen sıfırlanır, hatta 45 yaşından sonra çok nadirdir.

Normalde genç evli çiftlerde (kadın 35 yaşından gençse) 1 ayda gebelik oluşma ihtimali %20-25 civarındadır. Bu çiftlerde 6 ay sonunda %72 ihtimalle gebelik oluşur. 1 yıl düzenli ilişki sonunda %85 ihtimalle gebelik oluşacaktır. 1 yıl sonunda gebelik oluşmayan %15 çift ise kısırlık (infertilite) problemi ile karşı karşıyadır ve bunun sebebi araştırılarak tedavisi planlanır. Genç yaşlarda 1 ayda %20-25 olan gebelik oluşma şansı 40 yaşından sonra yaklaşık 1 ayda %5’lere düşer. Aynı durum tedavi ile gerçekleşen gebelikler ve tüp bebek uygulamaları için de geçerlidir. Yaş ilerledikçe tedavi ve tüp bebek ile gebelik elde edilme şansı azalır ve gebelik elde edilse dahi düşük ile sonlanma şansı artar. Örneğin 35 yaşından önce uygulanan tüp bebeklerde 1 uygulamada gebelik elde etme şansı %40 civarlarında iken bu oran yaşla birlikte azalır ve 40 yaşından sonra %10 civarlarına kadar düşer , 44 yaşında %3 kadar düşük olur. 40 yaşından sonra kendiliğinden veya tedavi ile elde edilem gebeliklerde düşük oranı da çok artmaktadır, bu gebeliklerin neredeyse yarıya yakınında (%30-50) düşük ile sonlanma riski vardır.